Lütfen özetlere denemelere oy vermeyi unutmayın. Bu oylara göre flash deneme sınavları hazırlanacaktır.

14.-15. YY Türk Dili- 7. Ünite Özeti - 5.0 out of 5 based on 7 votes
Kullanıcı Oyu:  / 7
En KötüEn İyi 

14 15 YY TÜRK DİLİ ÜNİTE 7

ÇAĞATAY TÜRKÇESİ

  • Çağatay Türkçesi, Kuzey-Doğu Türkçesinin ikinci dönemine verilen bir ad olup 15. yüzyıl başlarından 20. yüzyıla kadar Orta Asya’da kullanılmıştır

  • Karahanlı ve Harezm yazı dillerinin devamıdır

  • Ali Şir Nevâyî döneminde klasik bir edebî dil durumuna gelmiştir

  • 13-15. yüzyıllar arasında Türk dünyasında üç ayrı yazı dili kullanılmıştır. 15. Yüzyıldan itibaren Harezm Türkçesi, yerini Çağatay Türkçesine bırakmış, Kıpçakların diğer Türk boyları arasına karışarak tarih sahnesinden çekilmeleri sonucu Kıpçak Türkçesi de büyük ölçüde Çağatay Türkçesi ile karışmıştır.

  • Batı Türklüğünün sınırlarını çizen Karadeniz, Kafkas Dağları ve Hazar Denizi’nin batısında yer alan ve büyük çoğunluğu Oğuzlara dayanan Türk toplulukları Batı Türkçesi / Osmanlı Türkçesini yazı dili olarak kullanmışlar; bu sınırların doğusunda yer alan Türk toplulukları ise Doğu Türkçesini yazı dili olarak kullanmışlardır

  • Çağatay Türkçesi, etkisini yüzyıllarca devam ettirmiş ve Orta Asya Türk topluluklarınca hem edebiyat dili hem de diplomasi ve resmî yazı dili olarak 20. yüzyıla kadar kullanılmıştır

  • Özbekistan’da, şehirlerin diyalektlerine dayanan Özbek edebî dili 1921’de Çağatay Türkçesinin yerini almıştır

 

ÇAĞATAY TÜRKÇESİNİN OLUŞUMU

  • Çağatay terimi, Cengiz Han’ın ikinci oğlu Çağatay’dan gelmektedir

  • Onun adını taşıyan imparatorluk, Çağatay Han’ın ölümünden sonra büyük oğlu Hulâgû Han zamanında kurulmuş ve Duva Han’ın idaresi altında yeniden yapılandırılmıştır

  • Timur, 1405 yılında vefat edince kurmuş olduğu büyük imparatorluk oğulları ve torunları arasında baş gösteren taht kavgaları sonucunda parçalanmaya yüz tutmuştur.

  • Timur’un vefatından sonra Semerkant’taki beyler tahta Timur’un oğullarından Şahruh’un oturmasını istediler. Taşkent’teki beyler ise Miran-şah’ın oğlu Halil Sultan’ı hükümdar ilan ettiler.

  • Hüseyin Baykara zamanında tekrar toparlanan Çağatay hanlığı, Hüseyin Baykara ile çocukları arasında süren taht kavgaları yüzünden zayıfladı ve 1507 yılında Özbek hükümdarı Muhammet Şibanî, Çağatay hanlığına son verdi (

  • Çağatayca terimi Avrupa Türkolojisinde ilk defa H. Vambery tarafından kullanılmıştır

  • bazıları Çağatayca ifadesini Doğu Türkçesi anla-mında kullanmışlar ve 14. yüzyıldan başlayarak Özbek yazı dilinin oluşumuna kadar sü-ren Orta Asya edebi dilini kastetmişlerdir

  • Rus bilim adamlarından Samoyloviç Çağatayca terimini 15.-20. yüzyıllar Orta Asya edebi Türk dili için kullanmış ve şu dönemlere ayırmıştır

1. Karahanlı Türkçesi veya Kâşgar Türkçesi (11-12. yüzyıllar)

2. Kıpçak-Oğuz Türkçesi (13-14. yüzyıllar);

3. Çağatayca (15-19. yüzyıllar);

4. Özbekçe (20. Yüzyıl

  • Fuat Köprülü, edebî gelişmeleri göz önünde bulundurarak Çağatayca kelimesinin an-lamını genişletmiştir. F. Köprülü’ye göre Çağatayca, 13.-14. yüzyıllarda Çağatay İmpara-torluğu ve Altın Ordu’nun kültür merkezlerinde gelişmiş Orta Asya Edebî lehçesi olup klasik şeklini 15. yüzyılda, Timurlular zamanında almış ve bu lehçe ile zengin bir edebiyat yaratılmıştır fuat şu dönemlere ayırır

1. Erken devir Çağataycası (13-14. yüzyıllar);

2. Klasik öncesi Çağatayca (15. yüzyılın ilk yarısı);

3. Klasik Çağatayca (15. yüzyılın ikinci yarısı);

4. Klasik Çağatayca’nın devamı (16. yüzyıl);

5. Çöküş Devri (17-19. yüzyıllar)

  • A. M. Şerbak “Eski Özbek” dilini 3 döneme ayırır

  • Nevâyî, kendi zamanının edebî dilini adlandırmak için birkaç defa Çagatay lafzı terimini kullanmıştır

  • J. Eckmann, Orta Asya edebî Türk dilini şöyle sınıflandırır:

1. Karahanlıca veya Hakaniye Türkçesi (11-13. yüzyıllar);

2. Harezm Türkçesi (14. yüzyıl);

3. Çağatayca (15. yüzyıl – 20. yüzyılın başlangıcı)

J. Eckmann Çağatayca’yı da kendi içinde üç döneme ayırır:

1. Klasik Öncesi Devir (15. yüzyılın başlarından Nevâyî’nin 1465’te ilk divanını tertibine kadar);

2. Klasik Devir (1465 – 1600);

3. Klasik Sonrası Devir

 

ÇAĞATAY TÜRKÇESİNİN DÖNEMLERİ VE ESERLERİ

 

Klasik Öncesi Dönem (15. Yüzyılın İlk Yarısı) Bu dönem, Harezm Türkçesi ile Klasik Çağatay Türkçesi arasında geçiş dönemidir. 15. yüzyılın başlarından itibaren yukarıda adı ge-çen bölgelerde oluşan Türk edebiyatı Klasik Çağatay Türkçesi döneminin hazırlayıcısı bir dönem olarak Klasik Öncesi Dönem terimiyle adlandırılmaktadır

hazırlık döneminin belli başlı temsilcileri şunlardır: Sekkâkî, Lutfî, Haydar Tilbe, Yusuf Emîrî, Seydî Ahmet Mirzâ, Gedâyî, Atâyî, Ahmedî, Yakînî.

 

Sekkâkî

  • Çağatay edebî dilinin ilk temsilcilerindendir

  • Timurlu hükümdarlarından Halil Sultan ile Uluğ Bey’in saray şairi olarak Semerkant’ta yaşamış ve bu hükümdarlara kasideler yazmıştır

  • Sekkâkî ile ilgili ilk bilgileri Ali Şir Nevâyî’nin Mecâlisü’n-Nefâis adlı şairler tezkiresinden almaktayız

  • Nevâyî’nin verdiği bilgilere göre Sekkâkî, Mâverâünnehrli olup şiirleri Semerkant’ta şöhret bulmuştur ve Timurlular’ın saray şairliğine yükselmiştir

  • Sekkâkî’nin günümüze ulaşan tek eseri olan Divan’ının iki nüshası vardır. Nüshalardan biri Londra Biritish Museum’da, diğeri ise Özbekistan Fenler Akademisinde kayıtlıdır

  • Şiirlerinde aliterasyona, halk dilinden alı-nan deyimlere ve atasözlerine rastlanır

 

Lutfî

  • klasik öncesi dönemin en önemli şairidir.

  • öğrenmekteyiz. Nevâyî’nin Nesâyimü’l-mahabbe ve Mecâlisü’n-nefâis adlı eserlerinde verdiği bilgilere göre Lutfî, zamanının söz ustasıydı

  • Ali Şir Nevâyî’ye etkide bulunmuş önemli bir şairdir

  • erlerinde Türkçeyi ustalıkla kullanarak gazel, kaside ve tuyuğ gibi nazım şekillerinde oldukça başarılı olmuştur

  • Lutfî’nin günümüze kadar ulaşan eserleri Divanı ve Gül ü Nevrûz adlı mesnevisidir

  • Divanda yer alan ve gazel, tuyuğ, tevhid, na’t, kaside ve müfret türlerini kapsayan şiirlerinin sayısı 550 civarındadır. Bunların çoğu gazel ve tuyuğ türündedir

  • dil özellikleri ile Oğuz ve Kıpçak dil özellikleri bolca yer almaktadır

  • Gül ü Nevrûz mesnevisi Celâleddin Tabib tarafından 1333 yılında Farsça olarak yazılmıştır.

  • Lutfî, bu Farsça eseri 1411 yılında Şîrâz emiri İskender Mirza adına Türkçeye tercüme etmiştir

 

Haydar Tilbe

  • Türkîgûy (Türkçe söyleyen) lakabıyla tanınmıştır.

  • Haydar Tilbe’nin günümüze kadar ulaşan tek eseri, Genceli Nizâmî’nin aynı adlı mes- nevisine nazire olarak yazdığı Mahzenü’l-esrâr adlı mesnevidir

  • Eser Timur’un torunlarından İskender Mirza’ya sunulmuştur. Nazım tekniği ve ifade bakımından oldukça başarılı olan eser on bölümden oluşmaktadır

 

Yusuf Emîrî

  • Şiirlerinde Emîr ve Emîrî mahlaslarını kullanmıştır

  • Yusuf Emîrî’nin günümüze kadar ulaşan üç önemli eseri vardır. Bunlar Divan, Dehnâme ve Beng ü Çagır adlı eserlerdir

  • Divan’ın İs-tanbul Üniversitesi kütüphanesinde iki nüshası bulunmaktadır

  • Yusuf Emîrî, 1429 yılında tamamladığı Dehnâme adlı mesnevisini Baysungur Mirza’ya ithaf etmiştir

  • Münâcât, na’t, dönemin padişahına övgü ve telif sebebi bölümlerinden sonra başlayan eser on mektuptan oluşmaktadır. Tamamı 906 beyit olan eserin bilinen tek nüshası Londra British Museum’da bulunmaktadır

  • Yusuf Emîrî’nin bir diğer eseri olan Beng ü Çagır ise şiir ve düz yazıyla karışık olarak münazara şeklinde yazılmış bir eserdir. Eserde beng (afyon) ile çagır (şarap) karşılaştırıl-maktadır.

  • Yusuf Emîrî, bengi yani afyonu bir bitkiden elde edilmesi dolayısıyla yeşiller giy-miş uyuşuk bir derviş şeklinde, çagırı yani şarabı ise renginin kırmızı olması dolayısıyla kırmızı giysiler içerisinde, atılgan, heyecanlı, öfkeli ve hareketli bir genç olarak tanıtmıştır

  • Bu bakımdan eser alegorik bir karakter taşır. Bu eserin bilinen tek nüshası Londra British Museum’da bulunmaktadır (

 

Seydî Ahmet Mirzâ

  • Seydî Ahmet Mirzâ, Timur’un torunlarından Mîrânşah’ın oğludur. Şahruh zamanında Horasan valiliği yapmıştır

  • Ali Şir Nevaiye göre Selim tabiatlı ve açık zihinli kişiydi

  • Türkçe ve Farsça divanı vardır. Ayrıca mesnevi tarzın- da Letâfet-nâmesi vardır.”

  • Seydî Ahmet Mirzâ’nın elimizde bulunan tek eseri Ta’aşşuk-nâme’sidir. Şair bu eseri Şahruh’a sunmuştur

  • Letâfet-nâme’si ve Yusuf Emîrî’nin Dehnâme’si tarzında yazılmış olup münacat, na’t, İslâm padişahının övgüsü ve telif sebebi bölümlerinden sonra on aşk mektubundan oluşmak-tadır

Gedâyî

  • Ebu’l-Kasım Babur zamanında büyük bir şöhret kazanmış olduğunu ve doksan yaşını geçtiği halde henüz hayatta olduğunu yazmıştır.

  • Elimizde yalnızca Divan’ı bulunan şairin şiirlerinden onun usta bir şair olduğu, aruz veznini çok iyi kullandığı anlaşılıyor

  • tek nüshası Paris, Bibliotheque Nationale’dedir

 

 

Atâyî

  • Nevâyî’nin verdiği bilgilere göre, Atâyî aslen Belh şehrinden olup Yesevî dervişlerinden İsmail Ata’nın torunlarından olduğu için Atâyî mahlasını almıştır

  • Atâyî’nin günümüze kadar ulaşan tek eseri Divan’ıdır. Dili Halk diline çok yankındır

  • Divanının nüshası Leningrad Asya Müzesi’nde bulunmaktadır.

  • Samoyloviç tarafından yayımlanmıştır. Kemal Eraslan, Samoyloviç’in Arap harfleriyle yayımladığı bu 17 gazeli, transkripsiyonlu metni, günümüz Türkçesine aktarmış ve sözlüğü ile yayımlamıştır:

 

Ahmedî

  • Ahmedî yazmış olduğu eserine herhangi bir ad vermemiştir. Ancak içeriğine bakarak “Telli Sazlar Münazarası” adı verilebilir

  • Konusu; tanbur, ud, çeng, kopuz, yatuğan, rebap, gıçek ve kingire’den oluşan sekiz telli sazın bir meyhanede birbiriyle atışmalarıdır

  • rebap, gıçek ve kingire’den oluşan sekiz telli sazın bir meyhanede birbiriyle atışmalarıdır. Sembolik bir eser olan mesnevi dönemin musikî kültürü hakkında bilgi vermektedir. Tek nüshası Londra, British Museum’da bulunan bu eser Kemal Eraslan tarafından yayımlanmıştır

Yakînî

  • Bugün elimizde bulunan tek eseri Ok Yaynıng Münazarası adlı mensur eseridir. Eser okçulukla ilgilidir

  • tek yazma nüshası Londra, British Museum’dadır

  • Fahir İz tarafından İngilizce tercümesiyle yayımlanmıştır

 

Klasik Çağatay Türkçesi Dönemi (15. Yüzyılın İkinci Yarısı)

  • 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın ilk yarısını içine alan dönem Çağatayca’nın klasik hale geldiği bir dönemdir

  • Hüseyin Baykara, taht kavgalarında başarıyla çıkmış ve Herat’ı merkez yaparak kırk yıla yakın saltanat sürmüştür

  • Klasik Çağatayca döneminin şair ve yazarları şunlardır: Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevâyî, Hâmidî, Şiban Han, Muhammed Salih, Ubeydî, Babür.

 

Hüseyin Baykara

  • 1438 yılında Herat’ta doğmuştur. Baba ve anne tarafından Timurlular hanedanına mensuptur

  • Özbeklere karşı yaptığı bir savaş sırasında vefat etmiştir. Mezarı Herat’tadır

  • Kendisi de bir şair olan ve şiirlerinde Hüseynî mahlasını kullanan Baykara, Câmî ve Nevâyî gibi dönemin büyük şair ve sanatçılarını sarayında bulundurmuş ve onlara itibar göstermiştir

  • Ali Şir Nevâyî’nin o mükemmel eserlerini edebiyatımıza kazandırmasında Hüseyin Baykara’nın rolü yadsınamaz

  • Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevâyî’den sonra klasik Çağatay şiirinin en değerli ve lirik şairidir

  • Hüseyin Baykara’nın divanı ve otobiyografi tarzında kaleme aldığı küçük bir risalesi bulunmaktadır

  • divanında yer alan şiirlerin çoğu gazel tarzında yazılmış, aşktan ve yaşadığı hayattan bahseden şiirlerdir

  • Divanının Ayasofya Kütüphanesi’nde bulunan nüshası İsmail Hikmet Ertaylan tarafından tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır

  • Hüseyin Baykara’nın risalesi yedi bölümden oluşmaktadır. Eserde kendini, nesebini, dervişlere ve Molla Câmî’ye gösterdiği saygıyı, adalete düşkünlüğünü, kurduğu vakıfları, şairleri korumasını ve Nevâyî’nin faziletlerini anlatır

Ali Şir Nevâyî

  • Çağatay Türkçesinin klasik bir duruma gelmesini sağlayan Ali Şir Nevâyî, 9 Şubat 1441 tarihinde Herat’ta doğmuştur. Uygur Türklerindendir

  • Babası Gıyâseddîn Kiçkine Bahâdır, Horasan hâkimi Ebu’l-Kasım Babür’ün hizmetindeydi.

  • Baykara’nın hizmetine girmiş ve onun “Mühürdâr”ı olmuştur

  • üseyin Baykara’nın “Divan beyi” olmuş ve bütün gücüyle ülkedeki yolsuzluklarla savaşıp haksızlığa uğrayanları korumaya çalışmıştır

  • Ali Şir Nevâyî, Fars edebiyatının zirve şahsiyetlerinden olan Abdurrahman Câmî ile bu kültür ortamında bir arada bulunmuş ve ondan etkilenmiştir

  • Ama asla Câmî’nin ve diğer İran şairlerinin kuru bir taklitçisi olmamıştır.

  • Ali Şir Nevâyî, Çağatay Türkçesini bir konuşma dili olmaktan çıkarıp edebî dil durumuna getirmekle kalmamış, Çağatayca’nın 15 ile 20. yüzyıllar arasında Orta Asya’da ortak bir yazı dili olmasına zemin hazırlamıştır

  • Çağatay Türkçesini ve Nevâyî’nin eserle-rini anlamak amacıyla Türkistan, Hindistan, İran, Azerbaycan ve Anadolu’da birçok söz-lük yazılmıştır. Örneğin 16. yüzyılın başlarında Anadolu sahasında yazılmış olan ve Abuş-ka Lügati diye tanınan sözlüğün bir diğer adı da Lügat-i Nevaî’dir.

  • Osmanlı şairleri Nevâyî’ye Çağatayca nazireler yazmışlardır

  • I. Divanlar (Hazâinü’l-me‘ânî) 1. Garâibü’s-sıgar 2. Nevâdirü’ş-şebâb 3. Bedâyiü’l-vasat 4. Fevâyidü’l-kiber 5. Farsça Divanı

  • II. Hamse 1. Hayretü’l-ebrâr 2. Ferhâd ü Şîrîn 3. Leylî vü Mecnûn 4. Seb’a-i seyyâre 5. Sedd-i İskenderî

  • III. Tezkireler 1. Mecâlisü’n-nefâis 2. Nesâimü’l-mahabbe min şemâyimi’l-fütüvve

  • IV. Dil ve edebiyat eserleri 1. Risâle-i muammâ 2. Mîzânü’l-evzân 3. Muhâkemetü’l-lugateyn

  • V. Dinî – ahlâkî eserler 1. Münâcât 2. Çihil Hadis 3. Nazmü’l-cevâhir 4. Lisânü’t-tayr 5. Sirâcü’l-müslimîn 6. Mahbûbü’l-kulûb

  • VI. Tarihle ilgili eserler 1. Târîh-i enbiyâ ve hükemâ 2. Târîh-i mülûk-i Acem 3. Zübdetü’t-tevârîh

  • VII. Biyografik eserler 1. Hâlât-ı Seyyid Hasan Erdeşîr 2. Hamsetü’l-mütehayyirîn 3. Hâlât-ı Pehlevân Muhammed

  • VIII. Belgeler 1. Vakfiyye 2. Münşeât

  • Ali Şir Nevâyî ilk divanına “çocukluk döneminin gariplikleri”, ikinci divanına “gençlik döneminin nâdireleri”, üçüncü divanına “orta yaşlılığın güzellikleri”, dördüncü divanına “yaşlılığın faydaları” anlamlarına gelen dikkat çekici isimler vermiştir

  • Divanlarının hepsi birden “mana hazineleri” anlamına gelen “Hazâinü’l- maânî” adını taşır

  • Mecâlisü’n-nefâis adlı eseri Türk edebiyatının ilk Türkçe şairler tezkiresi olması bakımından çok önemli bir yere sahiptir.

  • Muhâkemetü’l- lugateyn en önemli eseridir

  • Nevâyî bu eserinde Türkçenin söz varlığı bakımından Farsçadan ne kadar üstün olduğunu örneklerle göstermiştir.

 

Hamidi Yusuf ve Zuleyha mesnevisini 1469 yılında yazmış ve Huseyin Baykara’ya sunmuştur

 

Ünlülerin yazımı

Klasik oncesi ve klasik donemdeki Cağatayca metinlerde unlulerin yazımı şoyledir: a

unlusu kelime başında bazen medli elifle ( آ), bazen de medsiz elifle ( ا) yazılmıştır. Kelime ortasında bazen elifle yazılmış, bazen de yazılmamış, seyrek olarak da ustun işareti ile

yazılmıştır. Kelime sonunda ise bazen elifle bazen de he (ه) harfi ile yazılmıştır. e unlusu

kelime başında elifle (ا) yazılmıştır. Ancak bazı kelimelerin elif ve ye ile (اي) yazılmış şekilleri de vardır. Kelime ortasında bazen elifle yazılmış, bazen de bu unluyu gosteren herhangi bir işaret kullanılmamış, seyrek olarak da ustun işareti ile yazılmıştır. Kelime sonunda ise bazen elifle bazen de he (ه) harfi ile yazılmıştır. ı ve i unluleri kelime başında elif ve

ye (يا) ile, kelime ortasında bazen ye (ي) ile bazen de yazılmamış, bazı metinlerde ise esre

işareti ile yazılmıştır. Kelime sonunda ise daima ىile yazılmıştır. o, o, u, u unluleri kelime

başında daima elif ve vav (او) ile, kelime ortasında genellikle vav (و) ile yazılmış, bazen yazılmamış, bazen de otre işareti kullanılmıştır.

 

Ünsüzlerin Yazımı

Cağatay Turkcesi eserlerinde p unsuzu genellikle be (ب), c unsuzu genellikle cim(ج), g unsuzu genellikle kef (ك) bazen de keşideli kef (گ) ile yazılmıştır. Bir geniz unsuzu olan n

sesi icin genellikle nun ve kef (نك) harfleri kullanılmıştır.

 

  • Cağatay Turkcesinde a, e, ı, i, o, o, u, u unluleri bulunmaktadır. Turkcede tartışmalıbir konu olan kapalı e (e) unlusu icin ayrı bir işaret kullanılmamıştır

 

Unlulerde Darlaşmamen > min

Unlulerde Genişlemekolige > kolege biti- > beti

Unlulerde Duzleşmeuşol > uşal kog- > kav sunuk > sunek topu > tepe yoru- > yori- ilgeru > ilgeri bulut> bulıt asru > asrı

Unlulerde Yuvarlaklaşmaacun > ocun; asru > osru : eksul- > oksul-; esruk > osruk ; eksuk > oksuk; ev > oy : yavıt- > yavut- yapşın- > yapşun

Unlu İncelmesi; bıcıl- > bicilyanı > yeni

Unlu Turemesihukm > hukum omr > omur

Unlu Duşmesiboyunı > boynı konulum > konlum

 

Ünsüzler GA yonelme hali eki, +DIn ayrılma hali eki, -GAlI zarf fiil eki gibi bazı ekler unsuz uyumunda duzensizlik gösterir

Unsuz Otumluleşmesi (p>b, t>d, v>f, g>k, ġ>k, ş>j, c>c, s>z) donuşmesi olayıdır sakın- > sağın

Unsuz Otumsuzleşmesi lIG >+ lI ve –mAz > -mAs değişiklikleri. otlug > otluk (LD 392), bilmez > bilmes irmez > irmes

Unsuz Sızıcılaşması-ġ->-v-, -g->-v-: yaguk > yavuk , kigur- > kivur- kaġun > kavun,sogık > savuk , biregu > birev

b->-v-, -b>-v : cab > cav sebmek > sivmek tabışgan > tavışkan

-p->-f- : toprak > tofrak yaprak > yafrak , oprak > ofrak

-->--: okşa- > ohşa-, toksan > tohsan yakşı > yahşı

Unsuz Akıcılaşması-d->-y-, -d>-y : adak > ayak , adır-> ayır- , kadgu > kaygu ; tod- > toy

Unsuz Genizsileşmesib->m- : bin- > min- benze-> minze, ben >men, bunda > munda ocek > mocek buz > muz

Ünsüz Düşmesi-g> Ø : körklüg > körklü , meñizlig > miñizli (, türlüg > türlü

-ġ-/-g-> Ø: kergek > kirek , kulġak > kulak , tamgak > tamak

-r- > Ø: ir- > i- , birle > bile

h- türemesi: ar- > har- , ürk- > hürk

y- türemesi: ırak > yırak igne > yigne

Göçüşmeörgen- > örgen yaġmur > yamġurİkizleşme

İkizleşme sekiz > sikkiz

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile